top of page

Kardeşlik ilişkisi ve Kıskançlık

Hayatımızın ilk ilişkilerini aile içinde anne, baba ve kardeşlerimiz ile kurarız. Kardeşlik ilişkisi, tıpkı anne babamızla kurduğumuz sevgi, güven, dostluk gibi kavramları içerir ve bir paylaşım ortamı oluşturur. Ancak bu olumlu duygular dışında kardeşlik ilişkisi beraberinde kin, nefret, kıskançlık gibi zıt duyguları da beraberinde getirebilmektedir. İnsanın sevgi gibi duyguları hissetmesi nasıl normalse, nefret ve kıskançlık gibi duyguları hissetmesi de normaldir. Kıskançlık, sadece kardeşe duyulan olumsuz duygulardan kaynaklanan bir duygu değildir. Çoğu kez anne babanın paylaşılamamasından kaynaklanır. Zaman zaman hepimiz yakınlarımızı kıskanabiliriz ya da onlara karşı öfke hissedebiliriz. Ancak bu duygular zamanla bir dengeye oturur ve uyum sağlanır. Kardeşlik ilişkisindeki zıt duygular da aynı şekilde anne-baba tutumunun yardımı ile toplumsal uyumu sağlayarak dengelenir.

 

Aileye yeni bir bebek geldiğinde çoğu zaman, annenin ilgisi, biraz da zorunlu olarak bebeğe yönelmektedir. Anne büyük çocukla eskisi gibi zaman geçirememektedir. Bu durum da büyük çocuğun, kendini güvensiz, bırakılmış hissetmesine yol açar ve büyük çocuk annesini paylaşmak zorunda olduğunu fark eder. Kardeş kıskançlığı bu nedenle de çoğu zaman doğumla beraber başlar. Kardeş kıskançlığının somut bir örneği Charles Baudouin’in vakasından yola çıkarak gözlemlenebilir. Bu vakada 6 yaşındaki bir oğlan çocuğunun yeni doğan kardeşi ile ilgili duygularını “Bunu görmek istemiyorum” şeklinde ifade ederek, kardeşini reddetmesi anlatılır. Çocuk kendisi varken neden yeni bir çocuğa ihtiyaç duyulduğunu anlamlandıramaz ve kardeşe karşı olumsuz duygular geliştirir.

 



Çocuklar kardeş kıskançlığını farklı şekillerde gösterebilir. Bazen bu fiziksel olarak zarar verme şeklinde ortaya çıkar. Çocuk, kardeşe, anneye bazen da babaya vurma, eşya fırlatma ya da ısırma eğiliminde olur. Ancak her zaman odağı anne, baba olmaz bazen de çocuk bu durumu arkadaşlarına ya da oyuncaklarına yansıtabilmektedir. Kıskançlığını yansıttığı bir diğer davranış biçimi de bebekliğe geri dönme şeklinde ortaya çıkmaktadır. Altına yapma ya da kendi kendine giyinememe, yemek yiyemem gibi davranışlar sergilemeye başlar. Kardeş kıskançlığının diğer dışa vurumları ise sözlü şekilde ya da içine kapanma şeklinde de olabilmektedir.

 

Doğumla beraber başlayan bu olumsuz duygu karşısında ailenin tutumu yanlışsa çocuktaki kıskançlık duygusunun şiddetti artar ve bu da ileride kişilik bozukluklarına sebep olabilir. Bu nedenle kardeş kıskançlığını gözlemlemek ve erken müdahale etmek önemlidir. Eğer çocuktaki kıskançlık fiziksel ve ruhsal açıdan kardeşe zarar veriyorsa, çocukta bu duygudan kaynaklanan semptomlar uzun süredir aynı şiddette devam ediyorsa, boşanma ya da kavga gibi ailesel problemler varsa erken müdahale için bir psikologla görüşülmesi gerekir.

 

Kardeş kıskançlığının yatıştırılması süresince ailenin davranışları ve rolü de oldukça önemlidir. Bu rol aslında doğum öncesinde başlar. Doğum öncesinde çocuğa ona olan sevginin azalmayacağı gösterilerek çocuktaki kaygı azaltılmalıdır. Daha sonraki süreçte, çocuğun olumsuz duygularını yok saymak yerine onları kabul edip anlamaya çalışmak gerekir. Çocuğun bu olumsuz duyguları yaratıcı yollara kanalize etmesi sağlanabilir. Çocukla kardeşini “Bu yaptığını bebek bile yapmıyor.” gibi uygunsuz şekilde karşılaştırmak, çocuğu olumsuz yönde etkiler. Çocuklara kendi ihtiyaçları yönünde davranmak gerekir, böylece adalet duygusu pekiştirilir. Buna benzer olarak çocuklara ayrı ayrı ve özel bir sevgiye sahip olduklarını hissettirmek, sağlıklı bir aile ortamı sağlamakla birlikte, sağlıklı bir birey olmasına ve gelecekte doğru seçimler yapabilmesine olanak sağlayacaktır.

 

Referans

Er, H. & Sarıçam, H. (2016, Nisan). Ebeveynlerin Kardeş Kıskançlığı İle İlgili Görüşlerinin İncelenmesi Ve Çözüm Önerileri. Eğitim Araştırmaları Kongresi, Sakarya Üniversitesi, Sakarya.

Samurçay, N. (1982). Çocuklarda kardeş ilişkileri. Eğitim ve Bilim6(36).

 

Yavuzer, H. (2018). Kardeş İlişkileri. Çocuğunuzun ilk 6 yılı içinde (s. 165–183). İstanbul: Remzi Kitabevi. 



 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page