Yaygın Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu:
- Elif Uçar

- 29 Eyl 2024
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 13 Ara 2024
Endişe mi Kaygı mı? (Kaygı Bozukluğu mu yoksa sadece endişeli misin?)
Endişe, belirli bir olay veya durumla ilgili geçici bir stres hali olup, yaklaşan bir iş görüşmesi öncesinde duyulan gerginlik olarak örneklendirilebilir. Kaygı ise belirgin bir nedene bağlı olmadan sürekli olarak hissettiğiniz, gelecekte olabilecek belirsizlikler üzerine yoğunlaşan bir endişe hali olup, örneğin sebepsiz yere sürekli kötü bir şeylerin olacağını düşünmektir.
Her Şey Yolunda Giderken Neden Kaygı Hissediyorum?
Her şey yolunda gibi görünürken bile kaygı hissediyor olmanızın nedeni, yaşadığınız o anlarda bilinçdışınızda işlerin farklı ilerliyor olması olabilir. Zihniniz, olumsuz deneyimlerden kaynaklanan kalıcı bir "tehdit" algısı oluşturmuş olabilir ve bu algı, her an her şeyin ters gidebileceği korkusunu besler. Bu da vücudunuzu sürekli tetikte tutar ve gerçek bir sorun olmasa bile kaygı hissetmenize neden olur. Özellikle Yaygın Kaygı Bozukluğu (YAB) olan bireyler, bu durumu sıkça yaşar; çünkü zihinleri, sürekli bir belirsizlik ve kontrol kaybı endişesiyle mücadele eder. Her şey yolunda olsa bile, bu kişiler zihinsel olarak olası sorunlara hazırlıklı olma çabasıyla endişe içinde yaşarlar.
Nedir Yaygın Kaygı Bozukluğu?
Yaygın kaygı bozukluğu (YAB), bireyin hayatının farklı alanlarında (örneğin, finansal durumlar, iş performansı, akademik başarı, aile veya arkadaş ilişkileri gibi) sürekli ve aşırı şekilde endişe duyduğu, bu endişeyi kontrol edemediği bir durum olarak tanımlanabilir. Bu kaygı, günlük hayatın küçük detaylarına kadar inebilir ve bireyin sosyal ilişkilerini, iş performansını ve genel yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir.
Belirtileri Nedir ?
Belirsizlik karşısında tolerans gösterememek, sürekli olarak güvence arayışı içinde olmak yaygın kaygı bozukluğunun temel özelliklerindendir. Kişi, sık sık "Ya şöyle olursa..." tarzı olumsuz düşünceler geliştirir ve olumsuz sonuçların gerçekleşme olasılığını olduğundan daha yüksek görme eğilimindedir. Bu süreç, huzursuzluk ve halsizlik gibi fiziksel belirtilerle birlikte; konsantrasyon sorunları, kas gerginliği ve uyku problemleri gibi semptomlarla da kendini gösterir.

Peki Neler Sürdürür?
Dünyayı tehlikeli bir yer olarak görmek ve bu zorluklarla başa çıkamayacağına inanmak.
Sorun çözme yeteneğinde eksiklik hissetmek.
Endişenin bazı faydalar sağladığını düşünmek: sorunları çözmeye yardımcı olduğunu varsaymak, daha zorlayıcı duygulardan kaçınmayı sağladığına inanmak, kontrol hissi yaratarak sorumluluk duygusunu pekiştirdiğini varsaymak, belirsizliği azaltacağını düşünmek ve motivasyon sağladığına inanmak.
Yaygın Kaygı Bozukluğu Sağlığınızı Sessizce Nasıl Yıpratıyor?
Fiziksel Etkiler:
Kas Gerginliği ve Ağrılar: Sürekli endişe, vücudun gergin kalmasına neden olur. Bu durum, kaslarda gerginliğe, boyun ve sırt ağrılarına yol açabilir.
Yorgunluk: Sürekli kaygı, bedenin enerji rezervlerini tüketir ve bireyin sürekli yorgun hissetmesine neden olur. Hatta yeterince uyunmasına rağmen dinlenmiş hissetmeme yaygın bir durumdur.
Uyku Problemleri: YAB, uykuya dalmada zorluk, sık uyanma veya derin uyuyamama gibi uyku bozukluklarına neden olabilir. Kalitesiz uyku ise uzun vadede vücutta ciddi yorgunluğa ve sağlık sorunlarına yol açar.
Bağışıklık Sisteminde Zayıflama: Kronik stres bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonlara, soğuk algınlıklarına ve diğer hastalıklara karşı direnci azaltır.
Sindirim Sorunları: Sürekli endişe ve kaygı, sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Mide bulantısı, ishal, mide krampları ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi sorunlar sıkça görülür.
Kalp Sağlığı Üzerine Etkiler: YAB, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon gibi kalp sağlığı ile ilgili sorunları tetikleyebilir. Uzun vadede, bu durum kalp hastalıkları riskini artırır.
Psikolojik Etkiler:
Depresyon Riski: Uzun süreli kaygı bozukluğu yaşayan bireyler, depresyon geliştirme riskiyle karşı karşıyadır. Sürekli endişe, yaşamdan zevk almayı zorlaştırır ve umutsuzluk duygularına yol açabilir.
Konsantrasyon Zorluğu: Kaygı, zihinsel odaklanmayı ve verimli düşünmeyi zorlaştırır. YAB'lı kişiler genellikle düşüncelerinin dağınık olduğunu ve basit görevlerde bile konsantrasyon sağlayamadıklarını fark ederler.
Sosyal İzolasyon: Kaygı bozukluğu, sosyal etkileşimlerden kaçınma eğilimini artırabilir. Bu da sosyal yaşamın kısıtlanmasına ve yalnızlık duygusunun güçlenmesine neden olur.
Özgüven Düşüklüğü: Sürekli endişe ve olumsuz düşünceler, bireyin kendine olan güvenini sarsabilir. Kişi, başkalarının kendisini olumsuz değerlendirdiğini düşünerek sosyal ortamlarda daha çekingen hale gelebilir.
Uzun Vadeli Etkiler:
İşlevsellik Kaybı: Sürekli endişe hali, kişinin iş veya okul performansını olumsuz etkiler. Günlük aktivitelerde zorlanma, görevleri yerine getirememe gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
Bağımlılık Riski: Kaygıyı hafifletmek için alkol veya madde kullanımına başvurma riski yüksektir. Bu, madde bağımlılığı gibi daha ciddi sorunlara yol açabilir.
Peki ya Tedavisi?
Yaygın Kaygı Bozukluğu tedavisinde genellikle psikoterapi ilk tercih edilen yöntemdir, ancak bazı kişiler için ilaç tedavisiyle birlikte uygulanan psikolojik terapi daha etkili olabilir. Eğer Yaygın Kaygı Bozukluğu yaşadığınızı düşünüyorsanız, aşağıdaki tedavi seçeneklerine göz atmak, semptomlarınızı yönetmenize ve yaşam kalitenizi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Psikoterapi:
Psikoterapi, kaygı tedavi planınızın temel bir bileşenidir. Terapötik müdahalelerin amacı, kaygının kaynağını belirlemenize, tetikleyicilerinizi anlamanıza ve bu durumlara daha sağlıklı tepkiler geliştirmenize yardımcı olmaktır. Bazı terapi türleri, olumsuz düşünceleri yeniden çerçevelemeyi ve davranışlarınızı değiştirmeyi öğreten teknikler içerir. Bilişsel-davranışçı terapi (BDT), kişilerarası ilişkiler terapisi (KİPT), psikodinamik terapi ve maruz kalma terapisi gibi müdahaleler, kaygı bozuklukları yaşayan bireylere yardımcı olmak için bilimsel olarak desteklenen yöntemlerdir.
Yaygın Kaygı Bozukluğu farklı özellikler gösterdiği için, terapi planı sizin spesifik semptomlarınıza ve kaygı türünüze göre kişiselleştirilir. Seans sıklığı ile süresi, kaygı belirtilerinize ve bozukluğun şiddetine bağlı olarak belirlenir.

Bilişsel-davranışçı terapi (BDT), anksiyete tedavisinde oldukça etkili bir yöntemdir. BDT süresince, terapistiniz kaygıyı tetikleyen unsurları tanımlamanıza ve bu faktörlerle başa çıkmak için yeni yöntemler geliştirmenize yardımcı olur. Bu terapi, bilişsel terapi ve davranış terapisini birleştirir. Bilişsel terapide, kaygıyı tetikleyen düşünceleri fark etmenizi sağlayan bilişsel yeniden yapılandırmayı öğrenirsiniz. Olumsuz düşünceleri daha gerçekçi olanlarla değiştirerek, kaygı belirtilerinde iyileşme sağlarsınız. Davranış terapisinde ise, kaygıyla ilişkili olumsuz davranışları azaltmak için BDT tekniklerini kullanmayı öğrenirsiniz.
Diyalektik Davranış Terapisi (DBT) sırasında, kaygıyı yönetmeye çalışırken aynı zamanda bu duyguyu kabul etmeye de odaklanırsınız. DBT, dört temel beceriyi öğretir: farkındalık, sıkıntı toleransı, kişilerarası beceriler ve duygusal denge sağlama. Bu beceriler, düşüncelerinizi ve davranışlarınızı değiştirirken kaygı ile başa çıkmanıza yardımcı olur.
Maruz kalma terapisi, anksiyeteyle ilişkili bozuklukların tedavisinde kullanılan etkili bir Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yöntemidir. Bu terapi, sistematik duyarsızlaştırma adı verilen bir teknikle uygulanır; bu teknikte danışanlar, kaygı uyandıran nesnelere veya durumlara yavaş yavaş maruz bırakılır. Sistematik duyarsızlaştırmanın adımları şunlardır:
Rahatlama: Terapistiniz, anksiyete belirtilerini kontrol etmek için aşamalı kas gevşetme, derin nefes alma ve rehberli imgeleme gibi rahatlama tekniklerini öğretir.
Listeleme: Tetikleyici durum veya nesnelerin bir listesini yapmanız sağlanır ve bu tetikleyiciler yoğunluk sırasına göre sıralanır.
Maruz Bırakma: Terapistiniz, sizi adım adım kaygı yaratan durumlara maruz bırakır ve bu sırada rahatlama tekniklerini kullanarak kaygı düzeyinizi yönetmenize yardımcı olur.
Maruz kalma terapisi, hayali maruz kalma, gerçek yaşamda maruz kalma (in vivo) ve sanal gerçeklik gibi yöntemlerle uygulanabilir.
Psikodinamik tedavi, bireyin geçmişte yaşadığı çatışmaları gün yüzüne çıkararak bu konular üzerinde çalışmayı amaçlar. Psikodinamik terapi süresince, terapistiniz, yetişkinlikte yaşanan anksiyete bozukluklarının çocukluk dönemi sorunlarıyla olan bağlantılarını belirlemek ve bunları ele almak için sizinle birlikte çalışacaktır.
Kişilerarası ilişkiler terapisi (KİPT), depresyon ve anksiyete bozukluklarının tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir psikoterapi yöntemidir. Bu terapi sürecinde, sevdiklerinizle yaşadığınız çatışmalar, insanlardan kaçınma ve başkalarıyla iletişimde yaşadığınız zorlukları fark etmeyi öğrenirsiniz. Terapistinizin rehberliğinde, duygularınızı ifade etmenin ve sağlıklı iletişim kurmanın yollarını keşfedersiniz.
İlaç Tedavisi:
Spesifik semptomlarınızın yoğunluğuna bağlı olarak, psikiyatristiniz size ilaç tedavisi ve psikoterapinin bir kombinasyonunu önerebilir. İlaçlar, tek başına iyileştirici olmasa da anksiyete belirtilerini yönetmenize yardımcı olarak psikoterapi sürecindeki ilerlemenizi destekler ve yaşam kalitenizi artırır.
Kendine Bakım:
Kendinize zihinsel ve bedensel olarak iyi baktığınızda, günlük stres ve duygusal zorlanmalarla daha iyi başa çıkabilirsiniz. Yoğun bir programınız olsa bile, öz bakımınızı zihinsel ve fiziksel sağlığınıza yapılan bir yatırım olarak görmek faydalı olabilir.
Kaygı belirtilerini hafifletmek için kafein ve nikotinden uzak durabilir, hoşlandığınız hobiler için vakit ayırabilir ve düzenli olarak egzersiz yapabilirsiniz. Nyberg ve ekibinin gerçekleştirdiği bir çalışmada, fiziksel aktivitenin endorfin salgılamayı teşvik ederek kaygı semptomlarını azalttığı ve kaygı yaşayan bireylerde belirgin bir iyileşme sağladığı tespit edilmiştir.
Sosyal Destek:
Güçlü bir sosyal destek ağı, bireylerin duygusal dayanıklılıklarını artırarak kaygı ile daha iyi başa çıkmalarını sağlar. Aynı zamanda, bu destek uzun vadede bireyin genel ruh sağlığını olumlu yönde etkileyebilir.
Gri Cevher ile Her Adımda Yanınızdayız!
Gri Cevher, danışanların yaşadıkları sorunları adım adım çözüme kavuşturmayı amaçlayan profesyonel bir ekiple çalışmaktadır. Her bireyin ihtiyaçlarına özel yaklaşımlar sunan uzmanlarımız, danışanların duygusal ve zihinsel zorluklarını anlamak ve terapi yöntemleriyle daha dengeli bir yaşam sürdürmelerine yardımcı olmak için titizlikle çalışır. Terapi sürecinde yalnızca semptomların hafifletilmesini değil, sorunların köküne inerek kalıcı çözümler üretmeyi hedefleriz. Bu süreçte danışanlarımıza rehberlik ederek, onların hayatlarını yeniden yapılandırmalarına destek olmak ve bu yolculukta yanlarında olmak önceliğimizdir.
Gri Cevher, iki farklı şubesiyle hizmet veren güler yüzlü ve alanında uzman bir ekibe sahiptir. Topluma fayda sağlama amacımız doğrultusunda, danışanlarımızın kolayca ulaşabileceği, erişilebilir bir hizmet sunuyoruz. Güçlü uzman kadromuzla bireylerin yalnızca duygusal sorunlarına değil, hayatın farklı alanlarındaki zorluklarına da profesyonel bir bakış açısıyla destek sağlıyoruz. Eğer siz de ruh sağlığınıza yatırım yaparak kendinizi daha güçlü ve dengeli hissetmek istiyorsanız, Gri Cevher ailesi olarak her adımda yanınızdayız. İhtiyacınız olan desteği size sunmak ve hayatınıza pozitif bir dönüşüm katmak için birlikte çalışmaya hazırız.



Yorumlar